Ayhan Sicimoğlu
Ayhan Sicimoğlu’nun müzik serüveni ritimle başlıyor ve hayatı boyunca ritim etrafında şekilleniyor. Tarsus Amerikan Koleji günlerinde davulcu olarak tanınması, onu önce Londra’da Miguel Serigides ve Kokomo gibi projelere taşıdı; ardından Türkiye’ye dönüp İpucu Beşlisi’ni Mazhar–Fuat–Özkan çevresinde şekillendirdiği düzenlemeler ve “Heyecanlı” gibi çalışmayla funk-pop sahnesine katkı sundu. İpucu Beşlisi dönemindeki “Ele Güne Karşı” gibi düzenlemeler daha sonra farklı formlarda da hayat buldu ve o yıllar Sicimoğlu’nu ülke müzik ortamında görünür kıldı. Roma’da Toni Esposito ve La Banda del Sole ile geçen yıllar, Ayhan’ın Afro-Latin ve dünya ritimleriyle derin bağ kurmasını sağladı; burada Karl Potter, Johnny Otis, Tullio De Piscopo gibi isimlerle çalması, müzikal ufkunu genişletti. Sonrasında New York’ta Latin kulüp çevresinde geçirilen yedi yıl, onun Latin perküsyonuna hakimiyetini pekiştirdi ve Johnny Rodriguez’in Senior Workshop’unda yer almasıyla downtown sahneyle ve Latin ağlarıyla daha da içli dışlı oldu. Bu dönemde aldığı World Percussion eğitimi ve Afro‑Cuban çalışmaları sahne pratiğine akademik bir altyapı ekledi. Türkiye’ye döndüğünde Ayhan Sicimoğlu, Latin, Latin jazz, swing ve elektronik dokunuşları bir araya getiren bir çizgi izledi. Perküsyon ustalığını hem sahnede hem de atölyelerde paylaşarak Türkiye’de Latin müziği ve dünya perküsyonunun yaygınlaşmasında önemli rol oynadı. Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars projesiyle verdiği performanslar, Latin repertuarı ve yerel dokuların buluştuğu setlerle dikkat çekti. Ayrıca solo kariyerinde electro swing ve swing öğelerini de benimseyerek farklı türleri harmanladı; “Gidiyorum”, “Historia De Un Amor”, “Bırakma Beni”, “Istanbul Pas Constantinople” ve “Mutlu Bütün Şarkılar” gibi parçalar dinleyicide kalıcı iz bırakan çalışmaları arasında yer aldı. Albüm olarak En Estambul, Friends & Family ve Gidiyorum biçimlenen son dönem yayınları, İstanbul’un çokkatmanlı müzikal dünyasını Latin, caz ve elektronik lezzetlerle birleştirdi. Bu albümler, hem geleneksel formlara saygı gösterirken hem de modern düzenleme anlayışını öne çıkarıyor; böylece Ayhan’ın hem repertuarındaki çeşitlilik hem de üretimindeki süreklilik ortaya çıkıyor. İş birlikleri açısından Mazhar Alanson, Fuat Güner, Özkan Uğur gibi isimlerle kurduğu erken dönem bağlar ve uluslararası sahnelerde çaldığı müzisyenlerle kurduğu ilişkiler, kariyerinin dönüm noktalarını oluşturuyor. Sahne pratiği; atölye ve eğitim çalışmalarıyla desteklendiği için Ayhan, yalnızca performans yapan bir müzisyen değil, aynı zamanda perküsyon bilgisini aktaran bir isim olarak da öne çıkıyor. Latin ve Latin jazz altyapısını Türk müziğinin ritim dengeleriyle kaynaştırması, onu farklı sahnelerde aranır kılıyor. Müziğinde ritim ve dansa dayalı enerjiyi, caz ve pop öğeleriyle harmanlayarak hem kulüp hem konser formatlarında kendine özgü bir yer edindi.