Gülsin Onay, çocuk yaşta başladığı piyano eğitimini kısa sürede uluslararası düzeye taşıyan bir sanatçı; repertuarını klasik dönemden 20. yüzyıla uzanan geniş bir yelpazede yapılandırırken özellikle Chopin ve Ahmed Adnan Saygun yorumlarıyla tanınıyor. Altı yaşında ilk konserini verip devlet bursuyla Paris Konservatuvarı’nda eğitimini tamamladıktan sonra, genç yaşta yarışma dereceleriyle sahne hayatına hızlı bir giriş yaptı ve ardından dünyanın önemli orkestraları ve şefleriyle çalışarak kariyerini pekiştirdi.
Kariyerinin temel taşlarından biri Mozart ve Beethoven ağırlıklı klasik repertuarıyla başlayan yorumculuğunu, zaman içinde daha kapsayıcı bir anlayışla genişletmesi oldu; Mozart piyano konçertoları ve Beethoven sonatları gibi yapıtlara yaklaşımında hem tarihsel duyarlılığı hem de kişisel yorumunu bir arada sunuyor. Özellikle Mozart’ın KV 466 ve KV 467 numaralı konçertoları ile Moonlight Sonatı’nın (Piano Sonata No. 14 Op.27 No.2) yorumları konser programlarında ve kayıtlarında öne çıktı; örneğin KV 467’nin Allegro Maestoso bölümü için P. Badura-Skoda imzalı kadans performansları dinleyiciler tarafından dikkatle karşılandı.
20. yüzyıl Türk repertuarının uluslararası tanıtımında Gülsin Onay’ın rolü belirleyici oldu. Ahmed Adnan Saygun’un eserlerini sahne ve plak kayıtları aracılığıyla dünya kürsülerine taşıdı; Saygun’un 2. Piyano Konçertosu’nu hem Türkiye’de hem yurtdışında seslendirerek eserin yaygınlaşmasına katkı verdi ve bu repertuarla özdeşleşti. Saygun’un piyano konçertolarını Bilkent Senfoni Orkestrası ve şef Howard Griffiths ile kaydetmesi, hem yapıtların diskografik varlığını güçlendirdi hem de Onay’ın çağdaş Türk müziğini yorumlama kimliğini pekiştirdi.
Diskografisinde hem barok-klasik örnekler hem de 20. yüzyıl repertuarı yer alıyor. Son albümleri arasında J.S. Bach’ın Klavye Partitası No.1 (BWV 825) gibi erken dönem eserlerini içeren kayıtlar, ayrıca Erkin ve Hachaturian piyano konçertolarını kapsayan iş birlikleri ve Ay Işığı/Moonlight başlıklı albümü bulunuyor; bu kayıtlar, sanatçının hem teknik disiplinini hem de farklı dönemlere dair yorum zenginliğini yansıtıyor. Bach’tan çağdaşa uzanan bu diskografik yolculuk, repertuar seçimlerinde hem tarihsel çeşitliliği hem de kişisel ilgi alanlarını gözler önüne seriyor.
Sahne partnerleri ve orkestralarla kurduğu uzun soluklu ilişkiler de kariyerinin karakterini şekillendirdi. Dresden Staatskapelle, Royal Philharmonic, Vienna Symphony, St. Petersburg Philharmonic, Japan Philharmonic gibi topluluklarla ve Vladimir Ashkenazy, Emmanuel Krivine, Ingo Metzmacher gibi şeflerle gerçekleştirdiği konserler, hem yorumda disiplin hem de uluslararası iş birliği deneyimi sundu. Bu buluşmalar konser programlarında klasik başyapıtların yanı sıra daha az bilinen 20. yüzyıl eserlerine yer verilmesini teşvik etti.
Eğitim, sahne ve kayıt üçgeninde süregelen bir profil ortaya koyuyor; Bilkent Üniversitesi ve Ankara’daki orkestralarla süregelen iş birlikleri, genç kuşaklara aktarım ve repertuar gelişimine katkı sağlıyor. Gülsin Onay’ın kariyeri, klasik repertuarın köklü örneklerini yorumlama becerisini çağdaş Türk besteciliğinin tanıtımıyla harmanlayarak ilerledi; böylece hem uluslararası sahnede hem de kayıt dünyasında özgün bir yer edindi.
