The Neighbourhood
The Neighbourhood, 2011'de Newbury Park, Kaliforniya’da bir araya gelen ve alternatif rock ile karanlık pop ögelerini harmanlayan bir grup olarak müzik sahnesine girdi. Erkek vokal ile gitar merkezli bir yaklaşıma ritmik hip-hop estetiklerini ekleyerek kısa sürede dikkat çektiler; bu karışım onların “black and white” diye tanımladığı, görsellikle uyumlu karanlık ve ritmik sound’un temelini oluşturdu. Kariyerin ilk yıllarında internet ortamında kimliklerini sınırlı tutup gizemli bir imajla ortaya çıktılar; 2012’de yayımladıkları “Female Robbery” ve ardından gelen “Sweater Weather” ile çıkış yaptılar. “Sweater Weather”, grubun geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan parça oldu ve grup ilk EP’si I’m Sorry... ile birlikte profesyonel yola güçlü bir başlangıç yaptı. İlk uzunçaları I Love You., 2013’te yayınlandığında hem eleştiride hem de listelerde yankı buldu; bu albümdeki atmosferik düzenlemeler ve vokal-tarzı, grubun karakterini netleştirdi. İlerleyen yıllarda The Neighbourhood, işleyişini genişleterek deneysel ve atmosferik öğelere daha fazla yer verdi. 2014’te yayımlanan #000000 & #FFFFFF adlı mixtape ve 2015’te çıkan ikinci stüdyo albümleri Wiped Out! ile elektronik dokunuşlar ve daha yoğun prodüksiyon yaklaşımları duyuldu. 2017–2018 döneminde grup, kısa EP’ler ve birbiriyle ilişkili yayımlar üzerinden çalıştı; Hard, To Imagine ve bunların bir araya getirildiği düzenlemeler, albüm formatının dışında da materyal paylaşmanın yollarını gösterdi. 2018’de kendi adını taşıyan üçüncü stüdyo albümü ile ses paletini korurken düzenleme ve üretim açısından olgunlaştı. Grup, üretim süreçlerinde farklı isimlerle çalışarak sound’unu şekillendirdi; ilk EP ve albüm kayıtlarında prodüktör Justyn Pilbrow ve yapımcı katkıları örnek gösterilebilir. Sahne performanslarında da dönemin alternatif sahnelerinde öne çıkan bir isim haline geldiler, dünya turları ve festival sahneleri grubun daha geniş bir izleyici kitlesiyle buluşmasını sağladı. 2010’ların ortasından itibaren The Neighbourhood, yeni trendlerle ilişki kurup sesini güncellerken ana karakterini korumayı başardı; gitar temelli alternatif yapıların üzerine R&B ve hip-hop ritmik nüanslar yerleştirerek hem radyo dostu hem de atmosferik bir repertuar sundular. 2020’lere gelindiğinde grup ara dönemler ve çeşitli yayın stratejileri denese de 2025’te yayımlanan “Private” adlı single ile yeniden aktif üretime döndü, bu da kreatif sürecin devam ettiğine işaret ediyor. Öne çıkan parçaları arasında “Sweater Weather”, “Daddy Issues”, “Reflections” ve “You Get Me So High” gibi şarkılar yer alıyor; albümler arasında I Love You., Wiped Out!, The Neighbourhood, Chip Chrome & The Mono-Tones ve (((((ultraSOUND))))) öne çıkıyor. Kariyerleri boyunca indie, indie rock, indie pop ve alternatif rock sınırları arasında gezinirken hem karanlık atmosferlere hem de daha ritmik, popüler formlara yer verdi.