İlhan Erşahin
İlhan Erşahin, saksofoncu, besteci ve yapımcı kimliğiyle New York çıkışlı ama Türkiye bağları güçlü bir müzisyen. Müzik yolculuğu Berklee bursuyla Amerika’ya taşınmasıyla başladı; orada aldığı eğitim ve New York sahnelerindeki yoğun rekabet onu hem teknik hem de yaratıcı anlamda geliştirdi. Kariyerinin ilk yıllarında Joe Lovano gibi ustalarla çalıştıktan sonra Wallace Rooney, Jeff Williams, Cameron Brown, Victor Lewis, Eddie Henderson ve Valery Ponomarev gibi isimlerle sahne paylaşarak tanınırlığını artırdı. 1995 tarihli She Said, ilk önemli adımıydı; albümde kendi bestelerinin yanı sıra Aşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım” yorumu da yer aldı ve Erşahin’in hem caz kökleri hem de Anadolu melodilerine olan ilgisini gösterdi. Bunu Our Song, Home, Wax Poetic ve Virgo gibi kayıtlar izledi; özellikle Wax Poetic projesi, elektronik unsurları, dub, acid-jazz ve Orta Doğu esintilerini harmanlayarak Erşahin’in stilini genişletti ve farklı sahnelerde dikkat çekmesini sağladı. Erşahin’in İstanbul’la kurduğu bağ Wonderland albümünde belirginleşti; İstanbul ve New York’ta kaydedilen bu çalışma, Anadolu ezgilerini çağdaş caz ve elektronik dokularla bir araya getirerek yerel ve uluslararası müzisyenleri yanına aldı. Laço Tayfa’dan Hüsnü Şenlendirici, vurmalı çalgılar ve kanun gibi geleneksel enstrümanlar ile yeni kuşak İstanbul vokalistlerinin katkıları, albümün doğu-batı sentezini güçlendirdi. Wonderland’in ardından albüm Avrupa’da ve Türkiye’de, Berlin Jazz Festival, Cologne Stadtgarten ve Kopenhag Bimhuis gibi önemli sahnelerde dinlendi. New York’ta kurduğu Nublu, Erşahin’in hem sahne hem de üretim alanı olarak öne çıkan bir inisiyatif oldu; burada Wax Poetic kolektifi şekillendi ve Norah Jones, N’Dea Davenport, U-Roy, Saul Williams gibi farklı isimlerle iş birlikleri gerçekleşti. Wax Poetic, kentli elektronika, soul ve doğu melodilerini birleştiren formatıyla uluslararası ilgi çekti ve Erşahin’e kolektif projelerde liderlik etme deneyimi kazandırdı. Ayrıca uzun süre Akbank Caz Festivali’nde jam seanslarını yönetti ve Sam Rivers, James Carter, Craig Harris, John Zorn gibi figürlerle müziksel diyaloglar kurdu; bu karşılaşmalar, onun doğaçlama ve sınırları zorlayan yönünü besledi. Zaman içinde caz temellerini koruyarak elektronik, dünya müziği ve yerel öğeleri bir araya getiren bir imza ses geliştirirken, hem İstanbul’u hem de New York’u referans alan projeler üretmeyi sürdürdü.