Sibel Can müzik sahnesine dansöz olarak başladı; 14 yaşında oryantal dansla sahneye çıkıp zaman içinde vokale yöneldi ve 1987'de ilk albümü Günah Bize ile kayıt dünyasına girdi. Orhan Gencebay’ın desteğiyle ortaya çıkan bu ilk adım, onu gazino ve kulüp sahnelerinden stüdyoya taşıdı ve kısa sürede dikkat çeken bir isim haline getirdi.
1990’larda neredeyse her yıl yeni kayıtlar yayınlayarak popülerliğini pekiştirdi; bu dönem hem arabesk hem de pop öğelerini harmanladığı çalışmaların yoğun olduğu yıllardı. 1997’deki Bu Devirde albümündeki Padişah gibi parçalar, Serdar Ortaç gibi dönemin tanınmış isimleriyle kurduğu iş birliklerinin sonuçlarını gösterdi ve geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmasını sağladı. Zamanla repertuarına Türkçe pop dokunuşları eklerken arabesk köklerinden de kopmadı; bu iki tarz arasında sıkça gidip gelerek çok yönlü bir vokal imajı oluşturdu.
Öne çıkan kayıtları arasında Bize Has, Çakmak Çakmak, Padişah, Diken Mi Gül Mü? ve Melekler gibi farklı dönemlere ait şarkılar bulunuyor; bu parçalar sanatçının hem duygusal hem ritmik yanlarını sergilemesi açısından dönüm noktaları oldu. 2000’ler ve sonrasında Özledin mi? gibi albümlerle pop ağırlıklı işler de yaparken, 2016’daki Arabesque projesiyle türün mirasına göndermelerde bulundu. Son albümleri arasında DRAMA, Hayat ve Yeni Aşkım yer alıyor; bu kayıtlar modern pop üretimiyle klasik vokal yaklaşımını bir araya getiriyor.
Sahne kariyeri stüdyo kayıtlarıyla paralel ilerledi; büyük konserler ve uzun soluklu sahne performanslarıyla tanındı, gazinodan başlayan yolculuğunu konser salonları ve özel etkinliklere taşıdı. Yaptığı prodüksiyonlarda hem geleneksel Türk müziği öğelerini hem de çağdaş pop düzenlemelerini kullanmaya devam ederek dinleyici beklentisini güncel tutmayı başardı.
Arabesk ve Turkish pop arasında köprü kuran bir çizgi izleyen Sibel Can, kariyeri boyunca belirgin prodüktör ve söz yazarı iş birlikleriyle sesini farklı formlara uyarladı; repertuarında yer alan güçlü tekli parçalar ve konsept albümler dinleyiciyle buluşmayı sürdürdü. Samimi ve yer yer nostaljik bir anlatımı tercih eden kayıtları, türler arası geçişleriyle Türk popüler müzik sahnesinde kendine özgü bir yere sahip olmaya devam ediyor.
